Select your region
and interface language
We’ll show relevant
Telegram channels and features
Region
avatar

🕊💥Bir Delinin Hatıra Defteri💥🕊

ByRomanticom
Ne kimsenin kapısıyım, nede kimsenin anahtarı. ÖZ"ümden geldim ÖZ"ümedir yolculuğum.. 🍂 𝐊𝐮𝐫𝐮𝐜𝐮 👉🏻 𝘽𝙮𝙍𝙤𝙢𝙖𝙣𝙩𝙞𝙘𝙤𝙢 📃 Reklam ve Önerileriniz için: @BilgiTozu 👈🏻 ⚖ 👉🏻 @mavinizben ile irtibata geçebilirsiniz
Subscribers
3 210
24 hours
3
30 days
-3
Post views
487
ER
15,2%
Posts (30d)
4
Characters in post
750
Insights from AI analysis of channel posts
Channel category
Art & Culture
Audience gender
Female
Audience age
25-34
Audience financial status
Middle
Audience professions
Psychology & Counseling
Summary
February 21, 07:10
Media unavailable
1
Show in Telegram

Cana ji cemala te muqeddes qebes im ez /Ey sevgili, mukaddes güzelliğinden bir şuleyim ben

February 17, 21:05
Media unavailable
1
Show in Telegram

GÖĞSÜNDEKİ SESSİZ KIYAMET
Yanılgılarla örülmüş bir ömrün çilesini
saklamaktan yorulmadın mı?
Uğultulu tepelerde hırpaladın yüreğini;
çünkü insan,
en çok kendi sustuğu yerde kanar.
Ağlayacağını biliyordun.
Unutmak diye bir şey olmadığını da.
En çıkmaz sokakların seni ezberleyeceğini,
adını duvarlara değil,
kendi içine kazıyacağını da.
Bir kader gibi taşıdın içindeki sızıyı;
ne reddettin,
ne affettin,
sadece yaşadın.
Her savaş senin değildi.
Ama sen, her kurşunu kendi göğsünde hissettin.
Hayat sana ateş etmedi belki,
ama sen yine de vuruldun.
Şimdi sor kendine:
Gerçekten lanetli miydi yaşamak?
Yoksa sen mi fazla ciddiye aldın acıyı?
Oysa hayat,
yağmurda unutulmuş çamaşırlar kadar geçici;
bir rüzgâr yeter hafiflemeye,
bir güneş yeter yeniden inanmaya.
Ve bil:
Susmak büyütür insanı,
ama çok susanlar,
bir gün kendi içlerinde taşa dönüşür.
Yine de yağmur yağacak.
Yine de gökyüzü mavi kalacak.
Ve sen—
göğsünde yağmur taşıyan sen—
bir gün,
kendine rağmen
iyileşeceksin.

February 12, 06:57
Media unavailable
1
Show in Telegram

SIRAT
Sırat
geçilecek bir yol değildir.
Ayakla ölçülmez.
Terazisi göktedir,
yükü insanın içindedir.
Sırat
bir hâl değildir sadece —
bir taraf olmaktır.
Ya hakikatin safında
ya kendi nefsinin çukurunda.
İhdinâ’s-sırâtal müstakîm
bir süs cümlesi değil.
Diz çöküp söylenen
ama ayağa kalkınca unutulan söz hiç değil.
Dosdoğru geçiş diyorsun ya —
doğru kalabilenin harcıdır o.
Çünkü bu çağ
eğriliği marifet sayıyor.
Sırat
ateşin üstüne kurulmuş bir köprü değil;
insanın kendi içindeki yangından
geçebilme meselesidir.
Ve herkes
kendi yangınından sorumludur.

February 09, 07:54
Media unavailable
1
Show in Telegram

Bir Ara Gelsen
Bir ara gelsen,
yokluğunun yaşandığı
o pazartesi sabahı…
Kokusunu bildiğim bir zamansın sen,
alışkanlık son çıkmazım olmasın.
Bir ara gelsen,
içim içime sığmıyor.
Güneş bulutun ardında somurtuyor,
ne karşılıyor beni
ne de içimi açıyor.
İnsan günde defalarca düşünür mü?
Yalandan hasta olayım mı diyorum,
çocukça düşüncelerden bile kaçıyorum.
Ancak bu kadar dürüst
sevebilirdim seni.
Bir ara gelsen,
her gün aynı saatte gelsen.
Neredesin bilmem,
ellerin neye değer bilmem ama
ben sende yabancı değilim.
Bir ara gelsen,
ne denli yıkılsan,
hangi mektuplarda sussan…
Gizli gizli mavi kıyılarda
kala kalsan,
kimden kaçarsın bilmem.
Demlenir oldum bir kere hasretinden,
yalnız seni düşünüyorum.

February 06, 06:55
Media unavailable
2
Show in Telegram

Toprak Ağladı O Gece
O gece yer, göğe değil
insanın yüreğine çöktü,
Saatler durdu, dualar yarım kaldı,
uykudan değil — hayattan uyandırdı bizi deprem.
Güneydoğu sustu bir an,
sonra çığlıklar sardı sokakları.
Bir anne, ismini haykırdı taşlara,
taşlar duymadı…
Gökyüzü duydu belki ama
geç kaldı yıldızlar.
Duvarlar değil sadece,
umutlar yıkıldı üstümüze.
Bir çocuk defteri kaldı enkazda,
yarım çizilmiş bir güneş vardı içinde
— güneş bile tamamlayamamıştı sabahı.
Toprak yarıldı,
ama en çok kalpler çatladı.
Kardeş kardeşi aradı karanlıkta,
eller birbirine değdi
sonra sessizlik değdi.
Bir baba diz çöktü betonun önünde,
“Allah’ım” dedi sadece…
Çünkü kelimeler de ölmüştü o gece.
Ay doğdu ama ışığı utangaçtı,
sanki bakmaya utanıyordu yıkıma.
Sokaklar mezar oldu,
evler hatıra.
Bir ninenin terliği kaldı kapıda,
hiç gidemediği son yolculuğunda…
Çay soğudu, ekmek yarım kaldı,
hayatlar yarım kaldı.
Enkaz altından bir nefes çıktı,
umut gibi titrek,
sonra sustu —
umut da yoruldu artık.
Ve biz öğrendik o gece:
Binalar yüksek olabilir,
ama insan ne kadar kırılgan…
Güneydoğu artık sadece bir coğrafya değil,
bir ağıtın adı oldu.
Her taşın altında bir hikâye,
her sessizlikte bir isim saklı.
Anneler sabaha kadar toprağı okşadı,
sanki çocuklarının yüzüydü o soğuk beton.
Babalar ağlamayı öğrendi,
hem de en sessiz şekilde.
Gökyüzüne yükselen her dua
bir enkazdan çıktı.
Her “Yetişin” kelimesi
bir kalbin son atışıydı belki…
Ama yine de,
külden doğan umut gibi
insan insanı kaldırdı yerden.
Bir ekmek paylaşıldı,
bir battaniye sarıldı yabancı omuzlara,
acı kardeş yaptı herkesi.
Güneydoğu ağladı
ama yalnız kalmadı.
Ve şimdi her rüzgâr geçtiğinde
kulak verirsen duyarsın:
Duvarların arasında kalan ninnileri,
yarım kalan kahkahaları,
toprağa emanet edilen hayatları…
Deprem geçti derler…
Geçmez.
Çünkü bazı acılar takvim tanımaz.
Bazı yıkımlar
ömür boyu sürer.
Güneydoğu artık her kalpte bir sızı,
her duada bir isimdir.
Ve biz yaşadıkça
unutmayacağız.
Çünkü unutan,
bir daha yıkılır.

February 04, 17:57
Media unavailable
1
Show in Telegram

Uyanışın Seferi
Allah… Allah…
Lâ ilâhe illâllah —
Bu geçen bir kervân-ı devran değil,
uyanıştır Muhammed’de zuhur eden.
Zamanın adımı yoktur bu menzilde,
kalptir seyr ü sülûka revan olan.
Akıp giden saat değil,
idrakte doğan nûr-ı hakikattir.
Asıl yolculuk bâtındadır,
harita sînede mahfuzdur;
insan fenâya erince bilir
akanın vakit değil, perdeler olduğunu.
Muhammed uyanır —
kul nefsinden hicret eder,
gözden hicap kalkar,
cemâl-i hak görünür olur.
Fikir bir gölgedir ancak,
uyanış rûhun dirilişidir.
Değişmez âlem-i sûret,
kırılan idrakin aynasıdır.
Bu ufuktan kervan geçmez,
devran aynı devrandır;
değişen kalptir ki
Hakk’a teveccüh ettikçe saflaşır.
Muhammed’in davetidir bu:
Yol zahirde değil,
vuslat isteyen
kendi özüne yürür.

January 31, 06:09

Her başarısızlık, aslında başarıya atılan bir adımdır. Düşmekten korkmayın; her düşüş, yeniden kalkıp daha güçlü olmanız için bir fırsattır.

January 28, 07:45
Media unavailable
1
Show in Telegram

Anladığım Gece
Gittiğinde kapı sessiz kapandı.
Ama içimde koskoca bir ömür yankılandı.
Belkisiz yaşamışım meğer,
yarınlara borç bırakmışım kendimi,
zamanı seve seve harcamışım
hiç geri gelmeyecek şeylere.
Ben herkesi yaşatırken
kendimi unutan bir misafirmişim bu hayatta.
Hayat dediğimiz şey,
avuçta eriyen sıcak bir mum gibiymiş.
Işık azaldıkça karanlık büyüyormuş.
Yıldızlar dilek değilmiş,
veda bırakıp gidiyormuş göğe.
Ben bunu sen gidince anladım.
Cebimde koskoca yıllar vardı sandım,
meğer çocukluğum çoktan sokağın köşesinde kalmış.
Gülüşlerim eski bir fotoğraf olmuş,
günlerim ipten kopan tesbih gibi
birer birer yuvarlanmış zamana.
Toplayamadım.
Bu gece bir bankta oturdum.
Şehir uyudu, içim uyanıktı.
Uzakta bir kemancı vardı —
yayını her çekişinde kalbimden bir anı koptu.
O an anladım:
Çiçekleri anlamaya çalışan kalpler erken yorulurmuş.
Sevgi sebep istemezmiş.
Yalnızlık bazen kader değil,
kendine geç kalmakmış.
Ben hayata geç kalmışım.
Şimdi biliyorum…
İnsan en çok başkasını severken
kendini kaybedermiş.
Ve bazı gidişler
bir insanı değil,
bir ömrü alıp götürürmüş.

January 23, 23:02
Media unavailable
1
Show in Telegram

Zamana Bakan Gözler
Kolumda çocukça bir saat var,
zamanı ciddiye almayan.
Çocuklar gibi kolumu ısırarak yaptım,
acıyla karışık bir oyun bu.
Sen geleceksin diye
gözlerim dakikaları saymıyor artık,
zamana bakıyorum—
çünkü zaman
seni biliyor.

January 22, 17:20
Media unavailable
1
Show in Telegram

İNSAN KENDİNE GEÇ KALMAMALI
Kafana çok takma,
düşünce dediğin şey bazen fazla ciddidir.
İnsan, kendi zihnini hapishane yapar
ve anahtarın cebinde olduğunu unutur.
Uzaklıklar vardır,
haritada değil, içte büyüyen.
Kalabalıkların içinden geçerken
kimsesizliği omzunda taşır insan;
adı konmamış, sesi kısık.
Gül;
çok değil, taşacak kadar da değil.
Kendi sesini duyacak kadar gül.
Çünkü insan bazen
en çok kendi yankısına muhtaçtır.
Bil ki hiçbir dert kurtarıcı değildir.
Acı, kahraman yaratmaz;
yalnızca direneni ayakta bırakır.
Ve yara,
ne kadar derinse derin,
zamanla adını unutur.
Hayat öğretir susmayı,
öğretir katlanmayı;
ama insan kendine
dayanmayı kendi öğretir.
Bir gün fark edilir ki
en karanlık düşünce bile
geçici bir misafirdir.
En ağır yükler,
taşındıkça hafifler.
Gerçek soğuktur,
yollar dardır;
kapılar bazen açılmaz,
bazen yalnızca bekletir.
Yine de kalıcı sanma hiçbir şeyi:
ne yarayı,
ne dertleri,
ne de bu geçmez sandığın hâli.
Gül.
Kendi sesini duy.
İnsan, çoğu zaman
tam oradan hayata döner.