
~Felsefe_Edebiyat_Sosyoloji~
Yapmamız gereken, bize verilen zamanda ne yapacağımıza karar vermek.
#PersonOfInterest
1x14
Yirminci Yüzyıl
#Siyaset
#Felsefesi
Yirminci yüzyılda dünyanın siyasi yapısında eşi görülmemiş değişiklikler yaşandı.
Dünyanın üçte biri Marksistlerden ilham alan bir rejimi benimserken Avrupalı eski sömürgeci imparatorluklar küçüldü. Yüzyılın ortalarında, müstebit faşizm ve Nazizm'in yükselişi İkinci Dünya Savaşı'nın fitilini ateşledia ve bunu Doğu komünizmi ile Batı kapitalizmi arasındaki Soğuk Savaş izledi. Siyaset felsefesi, bu değişikliklere çeşitli şekillerde tepki vererek, başarısız olan sistemlerin yerini alacak yeni modeller önerdi. Komünist rejimlerin acı gerçekliği, 1930'larda ve Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra tekrardan 1990'larda Marx'ın teorilerinin yeniden değerlendirilmesine yol açtı. ABD'de filozoflar demokrasi, adalet ve hükümetin rolü qibi fikirler üzerinde yoğunlaştıki bu fikirler, sömürge yönetiminden kurtulmaya çalışan ve bağımsızlık kazanan birçok devlet için de önemliydi.
1945'i izleyen nispeten barışçıl dönemde, irk ve cinsiyet gibi sivil haklar ve çevre sorunları da modern siyaset felsefesinin şekillenmesinde önemli rol oynadı.
#Günün_Konusu
~182~
#Frankfurt_Okulu
Komünist Manifesto'dan yaklaşık yetmiş yıl sonra, Marx'ın sosyalist bir devlet üzerine düşünceleri Sovyetler Birliği'nin oluşumuyla gerçekleşti. Marksist siyaset felsefesi dünya çapında takipçiler kazanıyordu ve diğer ülkeler de yakında ona ayak uyduracaktı.
Ancak bazı Marksist filozoflar -özellikle Avrupa'dakiler- komünizmin Marksizmin temel değerlerini - gözden kaçırmaya başladığını düşünüyor ve Stalin yönetimindeki Sovyet rejiminin müdafilerini, kapitalizmi eleştirdikleri kadar eleştiriyorlardı.
Başlangıçta Frankfurt Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Enstitüsü'nde bulunan bir grup düşünür sosyoloji, psikoloji ve varoluşçu felsefeden fikirler taşıyan yeni bir Marksizm biçimi oluşturmak amacıyla bir araya geldi.
Frankfurt Okulu (pek sıkı bağlarla bağlı olmayan bir grup için bulunmuş bir isim) olarak adlandırılan grubun önde gelen isimleri arasında filozoflar Max Horkheimer, Walter Benjamin, Herbert Marcuse, Theodor Adorno ve bu fikirleri daha da geliştiren sonraki nesilden Jürgen Habermas ve György Lukács yer alıyordu.
#Günün_Konusu
~183~
#Eletirel
Teorisi
Frankfurt Okulu'ndan çıkan neo-Marksist felsefe, zamaned için oldukça radikal görünebilir ancak kökleri on dakızın yüzyıl Alman felsefesi fikirlerine dayanır.
Bu felsefenin özünde "eleştirel teori" (aynı adı taşıyan edebiyat eleştirisi teorisi ile karıştırılmamalıdır) fikri vardı ve bu da Kant'ın, mevcut fikirleri eleştirme fikrinden türetilmişti. Daha da önemlisi eleştirel teori, Hegel'in diyalektiğini (bkz. sayfa 276) ve Marx'ın filozoflara yönelik "dünyayı tanımlamak veya açıklamak değil, değiştirmek gerektiği" uyarısını geri getirdi.
Frankfurt Okulu'nun filozofları ideolojilere, özellikle de kapitalizm ve komünizmin yirminci yüzyılda gelişen biçimi gibi -statükoyu sürdürmek için tasarlanmış bir dünya görüşü dayatan- ideolojilere meydan okumaya çalıştı.
Mevcut sistemlerin -felsefe kadar sosyoloji ve psikoloji teorilerini de kullanan- titiz bir eleştirisinin, toplumu daha iyi hâle getirebilecek bir sentez üretmek adına siyasi ve toplumsal yapıları çözümlemek icin kullanılmasında bir sakınca yoktu.
#Günün_Konusu
~184~
#Pragmatizm
ve
#Demokrasi
Dewey için felsefe ve siyaset ayrılmaz bir şekilde bağlantılıydı. Dewey kendi pragmatizmini demokrasi için felsefi bir temel olarak gördü. Uzun süredir, düşünürlerin "filozofların sorunları" ile, yani metafizik ve epistemolojinin soyut kavramlarıyla uğraştıklarına ancak dikkatlerinin "insanların sorunlarına" odaklanması gerektiğine inanıyordu. Siyaset felsefesi deneyimden soyutlanmaya devam ettikçe insanların, hayatlarını kontrol eden kurumlar üzerinde hiçbir etkileri olmamaya başladı.
Pragmatizm sadece bilginin yararlılığına odaklanarak bunun üstesinden gelmekle kalmadı; aynı zamanda Dewey'nin etkin bir şekilde bilgi edinmeye verdiği önem. siyasi sistem olarak demokrasiyi zorunlu kıldı.
Dewey demokratik toplumun bir toplum sözleşmesinin dayatılmasıyla değil, tekil vatandaşların organik bir toplamından oluştuğunu ve ancak bireylerin de gelişmek ve evrilmek için özgür olması durumunda gelişip evrilebileceğini savundu.
Öyleyse demokrasinin amacı bunun koşullarını sağlamaktır ve Dewey'nin felsefesinin işlevi de -büyük ölçüde eğitim yoluyla- bireylerin kendilerini gerçekleştirebilecekleri bir "ahlaki topluluk" oluşturmaktır.
#Günün_Konusu
~185~
Jüpiter
Güneş sisteminin güneşe uzaklık bakımından 5. sıradaki gezegeni ve gezegenler arasındaki en büyüğüdür. İsmini roma tanrılarının en büyüğü olan Jüpiter’den almıştır. Jüpiter dünyadan 318 kat büyüktür. Güneşten ise 1047 kat küçüktür. Gezegen yaşanabilir yaşam aralığının şu anda dışında kalan öte gezegenlerden ilkidir. Güneş sistemindeki ilk ve en büyük gaz gezegenidir. Şimdiye kadar açıkladığımız kaya gezegenler(
Merkür,
Venüs,
Dünya,
Mars
) yaşanabilir aralık bulunan kaya gezegenler idi. Kaya gezegen denmesinin nedeni yüzeyinin gerçekten gezegene has morfolojik kayaçlar barındırması ile ilgili olmasıdır. Yani bir yer küreye sahip olmasıdır. Jüpiter ve diğer öte gezegenlerde ise bu durum yoktur. Gezegen kendi çekirdeği etrafında toparlanmış gaz bulutları ile biçimlenmiştir. Ne bir yıldızı oluşturabilecek güce sahiptir. Nede tam bir kaya gezegen olabilmiştir.
• [00:00 - 00:12] Satürn'ün halkaları çok iyi bilinir. Gezegeni çevreleyen bu muhteşem halka seti oldukça etkileyicidir.
• [00:13 - 00:18] Bu halkalar buz kristallerinden oluşur; bu kadar parlak ve kolayca görülebilmelerinin nedenlerinden biri de budur.
• [00:19 - 00:30] Jüpiter'in de halkaları olduğu ortaya çıktı, ancak bunlar tozdan yapıldığı için görülmeleri zordur. Aslında, Voyager uzay aracı tarafından keşfedilene kadar Jüpiter'in halkaları olduğunu bilmiyorduk.
• [00:31 - 00:43] Bu halkalar, Jüpiter'in gezegene çok yakın dönen küçük uydularından kaynaklanır. Bu uydular yüzeylerinden toz yayarlar ve bu tozlar halkaları oluşturur.
• [00:44 - 00:51] İşte bu yüzden Dünya'dan görülmeleri bu kadar zordur. Bir uzay aracıyla yaklaştığınızda ise onları görmek çok daha kolaylaşır.
• [00:52 - 01:03] Juno uzay aracının yörüngesinde dönerken bu halkalara çarpmasından endişe edebilirsiniz, ancak yörüngesi bu halkaların arasından geçmeyecek şekilde ayarlanmıştır.
Jüpiter bu denli büyük olmasına rağmen oldukça düşük bir yoğunluğa sahiptir. Gezegen kendi etrafındaki dönüşünü yaklaşık olarak 10 saatte tamamlar. O kadar büyük ve hızlı olması gezegenin yüzeyinde büyük ve yüzbinlerce yılı bulan kasırgalar oluşturur. Bunun en bilineni Jüpiter’in kızıl lekesi diye bildiğimiz kasırga bile dünyamızdan 1.5 kat daha büyüktür. Bu denli hızlı bir dönüşe rağmen güneş etrafında bir yılını hemen hemen 12 yılda tamamlar.
Gezegenin bu denli hızlı dönüşü kutuplardan basık bir görünümde olmasını sağlar. Dünyada olduğu gibi auroralar gözlemlenir. Yine gezegenin sahip olduğu bir halka sistemi de vardır. Güneş sistemindeki hemen her gaz gezegeninin kendine ait bir halkası vardır. Bunun en bilineni Satürn olmasına karşın diğer gezegenlerin de halkaları vardır. Halka sistemleri belirgin şekilde gözlemlenmez. İlk halkaları yine Galileo keşfetmiştir.