
راحلون
لا يغرّنك ما تشعر به من شتات الآن، ستأتي إرادةُ الله لا محالة, تيسّر العسير، وتمهد الدروب, وتُفتح مغاليقه، وتُهيئ أسبابه،لتأتيك كاملة تامة, مصحوبة بجميل عطاءِ ربك، فلا يغرنك تشتتها, ولا تحزن لاستحالتها, فلو حالت بينك وبينها بحارٌ وجبال, يأتِ بها الله إن الله لطيفٌ خبير
عمق الحب بين اثنين هو ان يتعاهدا ان يصلا معا في الفردوس الاعلى. لا خير في اثنين يجتمعان في الدنيا على حب عميق لا يوصلهما الى ربهما عز وجل ولا يوصلهما الى الفردوس الاعلى
İki kişi arasındaki sevginin derinliği, beraber firdevs cennetine ulaşmak üzere anlaşmaktır. Dünyada derin bir sevgi üzere bir araya gelen ama bu sevgi kendilerini Rab'lerine, firdevs cennetine ulaştırmayan iki kişide hayır yoktur
''İnsanlar altın ve gümüşü biriktirmeye başlayınca siz de şu kelimeleri çokça söyleyin:
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ التَّثْبِيتَ فِي الْأُمُورِ، وَعَزِيمَةَ الرُّشْدِ، وَأَسْأَلُكَ شُكْرَ نِعْمَتِكَ، وَحُسْنَ عِبَادَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ قَلْبًا سَلِيمًا، وَلِسَانًا صَادِقًا، وَخُلُقًا مُسْتَقِيمًا، وَأَسْتَغْفِرُكَ لِمَا تَعْلَمُ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا تَعْلَمُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا تَعْلَمُ، إِنَّكَ أَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ
Allah’ım! İşlerimde sağlam durmayı ve doğruyu kararlılıkla sürdürmeyi Senden isterim.
Bana verdiğin nimetlere hakkıyla şükredebilmeyi ve Sana en güzel şekilde kulluk edebilmeyi nasip eyle.
Senden temiz bir kalp, doğru sözlü bir dil ve düzgün, güzel bir ahlâk diliyorum.
Bildiğin tüm günahlarım için Senden bağışlanma dilerim.
Bildiğin her türlü hayrı Senden ister; bildiğin tüm kötülüklerden Sana sığınırım.
(Ahmed, Müsned)
Kulluğu sâliha görülen her kadın, sâliha bir eş değildir. Kulluğu sâlih görülen her adam da, sâlih bir eş değildir.
Bir kulun Rabbine ibâdeti, Rabbi ile ilişkisi, O’na yönelmesi, namazı, orucu, nâfile ibâdetleri çok güzel olabilir. Fakat bunların güzel olması, onu mutlak manâda “iyi eş” yapmaz. Zira her ibâdeti sevenin ‘ahlâkı’ güzel değildir. Evlilikte salâh ise, ahlâk ile irtibâtlıdır.
İyi bir eş olmak; Rabbine karşı sâlih/a olmakla birlikte, insanın ‘eşinin haklarını’ bilmesiyle mümkün olur. Bu da kişinin fıtratında sabrı ve hoşgörüyü bilen, insanların haklarını bilip gözeten güzel bir ahlâka sâhip olmasıyladır.
Erkeğin velî olarak eşine karşı sorumluluğu; nafaka ve barınma gibi onun maddî bütün ihtiyaçlarını temin etmesi zorunluluğudur. Kezâ ona zulmetmemesi, zarar vermemesi, iyi davranması ve merhametle yaklaşması gibi zorunluluklar da kadının eşi üzerindeki manevî haklarındandır.
«Onlara iyi davranın / onlarla güzellikle geçinin.»
Nisâ: 19
«Erkeklerin hanımları üzerinde hakları olduğu gibi, hanımların da eşleri üzerinde meşrû hakları vardır.»
Bakara: 228
«Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı vasiyet ediyorum. Siz kadınları, Allah’ın emâneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah’ın emri ile helâl kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır.»
[Muslim 1218]
“Nasıl ki kadınların erkeklerine itaat etmeleri vâcib ise, erkeklerin de onlarla güzel ilişki kurması ve onlara iyi davranması vâcibtir.
Kadınların eşleri hakkında Allah’tan korkmaları gerektiği gibi, erkeklerin de hanımları hakkında Allah’tan (O’nun emirlerine karşı gelmekten) korkmaları gerekir.”
[Tefsîr Taberî 3/123]
Kadının itaatkâr olarak eşine karşı sorumluluğu ise; münker olmadıkça her şeyde ona itaat etmesi, izni olmadan evden çıkmaması, hoşnut olmadığı kimseyi evine almaması, talebine icâbet etmesi, onu görmek istediği şekilde ona görünmesi, gücü nispetinde ona hizmet etmesi, hata yaptığı ve eşi onu uyardığında ona boyun eğmesi gibi temellere dayanan ve masiyet/günâh olmadıkça veya kadına zarar olarak dönmedikçe veya kadının haklarını gasp etmedikçe, eşine emrinde itaat etmesidir.
Bununla birlikte İslâm dîni erkeğin haklarını daha üstün tutmuştur; bu onların, kadınlar üzerinde kavvâm olmaları ve ağır bir sorumluluğun yüklenicileri olmasından dolayıdır. Öyle ki âyetin devâmında şöyle buyrulur:
«Erkeklerin hanımları üzerinde hakları olduğu gibi hanımların da eşleri üzerinde meşrû hakları vardır. Ancak erkekler, onlar üzerinde bir üstünlük derecesine sâhiptirler.»
Bakara: 228
«Erkekler, kadınlar üzerinde kavvâmdırlar (koruyup kollayıcılarıdırlar). Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar.»
Nisa: 34
Dolayısıyla her iki tarafın da sorumlulukları hafife alınacak, boş verilecek, ihmâl edilecek hususlar değildir. Erkeğin kavvâmlığı ve sorumluluğu esâsında zevkine hüküm sürmek değil, ağır bir yük ve emredilmiş ciddî bir mesûliyettir. Kadının itaati ve sorumluluğu da asla aşağılanma veya hizmetçilik değil, ciddî bir görev ve emredilmiş mühim bir vâcibtir.
Her iki tarafın da sorumlulukları bir diğeri üzerinde Allah indinde “hak” kılınmış olduğundan, kadın da erkek de bu hakları zâyi etmemek için azamî şekilde sabretmeli ve gayret göstermelidir.
Zira bu haklar hakkında kusur ve zulüm, her şeyden önce Allah’a karşı itaatsizliktir.
Bu nedenle de bir evlilikte kadın ve erkek Allah’ın rızâsını/Allah’a taati ne kadar gözetirlerse, o evlilik o kadar bağlı, huzurlu, karşılıklı edeb, saygı ve anlaşmayla yürür.
Kadının eşine boyun eğmesi ve erkeğin hanımına güzel muâmelesi -yani ahlâk- olmadığında, o evlilik sürekli sallantıda sürekli gitgellidir. Eğer bir evlilikte çok fazla çatışma-tartışma varsa, genel olarak hâkim olan duygular öfke, bağrışma, küslükse; muhakkak iki taraftan biri veya her ikisi Allah’ın vâcib kıldığı sorumluluklarında eksiklik ediyordur. Kişi, evliliğini Allah’ın rahmetinden uzaklaştıran bu sebebi tespit etmeye ve ahlâkını düzeltmeye çalışmalıdır.
"بعض اللُّطف يأتي على صورة فوات حظّ!
﴿ وحرمنا عليه المراضع ﴾ .. ﴿فَرَدَدناهُ إِلى أُمِّهِ كَي تَقَرَّ عَينُها وَلا تحزن﴾ " قد يحجب الله عنك خيرا تراه فإذا بخيرٍ أعظم يُساق إليك من باب الحجب! ما أعظم رحمة الله بعباده"
Bazı lütuflar, kaçan fırsatlar suretinde gelir..
{onun süt analarını kabulüne (emmesine) müsaade etmedik}
{Böylelikle biz onu, anasına, gözü aydın olsun, gam çekmesin ve Allah'ın vâdinin gerçek olduğunu bilsin diye geri verdik} Kasas 12-13
Senin hayr gördüğünü Allah senden alır, sonra çok daha hayırlısı "mahrumiyet" sandığın kapıdan sana gönderilir.. Allah'ın kullarına rahmeti ne kadar büyüktür!
"Yusuf aleyhisselam kıssası, Allah'ın planlamasına güvenmen gerektiğini anlatıyor"
{Allah bilir, siz bilemezsiniz}