
Şiir için ♡
Dün çarşıya giderken iskele minibüsünde beni derinden sarsan bir olay oldu
Minibüs şoförü genç biriydi ona yakın oturan yaşlı bir amca vardı şoförlerin çoğu yaşlıları minibüse almıyorlar altmış beş yaş üstü olup ücret ödemedikleri için,
Bir tane kadın elini kaldırdı şoför durmadı geçti, yaşlı adam sordu neden almadın şoför de biraz daha beklesin dedi sonra da o amca hayat dersi niteliğinde ve bir deprem etkisi yaratır gibi şu cümleyi söyledi "biz geri dönüp sana yetişemeyeceğiz ama sen en kısa zamanda bize yetişeceksin dedi..."
O kadar güzel ve yerinde olmuştu ki güvendiğimiz bu gençliğin ne kadar geçici ve bize ait olmadığını bir kere daha anlamış oldum,
Ne güzellik bakiydi ne de toyluk,
Zaman hepimizin saçına ak, şakaklarına çizik düşürmeye and içmişti...
Dünya yaşanası bir yer değil artık...
Çocukların bebeklerin kanlarını altın kadehte içen vahşi yaratıkların yönettiği bir günah mahzeni.. Ebu cehilden daha korkunç, şeytandan daha fitne, deccalin ta kendisi bu yaratıkların yönetmiş olduğu bu dünya yaşanası bir yer değil artık..
Ölüm nasıl da ulaşılmaz,
Yaşamak nasıl da çetin bir savaş
Kaç kıyamet daha var kopacak olan?
Kaç deccal daha var ayaklanacak
Bu kavim kiminle nasıl haşrolacak?
Cahilliye döneminde gömülen kız çocukları sözde modern ve medeniyet çağında tecavüze uğrayıp yetmeyip kesilip etleri yiyiliyor kadehler kaldırılıyor, kana susamış bu caniler çocuk kanı ile besleniyor, hiç bu kadar acı olmamıştı yaşamak,
Bu çağa şahit olmak cehennemi çıplak gözle görmek, dokunmak, kokusunu almak gibi...
Korkuyorum
Bu zamanın Ebu cehilleri yüz yıllar önce yaşamış olandan çok daha korkunç,
Yaşamak hâlâ yaşayacak olmak içimi ürpertiyor,
Dayanma gücü ver Allah'ım...
Allah öyle bir yaksın ki canını
Ateşlere at kendini
Sular cehennem olsun
Beni böyle yaktın ya
Sen de bulama dengini
Sözüm gelecek olan mahşere
Sanma kalır ahım bir toprak çehresinde,
Mahşere sakladım hatırladıklarımı
Bedenimden çekip aldığın bu ruhun
Allah sorsun hesabını
...
Bir Bergüzar sarmış nazlı cananı ettiği sitemler boydan aşıyor
Sönmemiş bağrında közü dumanı
Duydum kanlı yaşlar bentten taşıyor
Saklarım yaremi sinemde sızlar
Yanmış şu bağrımı söndürmez buzlar
Yârin yarasına kâr etmez tuzlar
Lokman şu hâlıma bakıp şaşıyor
Bakıp şaşıyor, bakıp şaşıyor
...
🥀
Ne çok sevmiştim o kirli bedenini
Nasıl bıkmadan ölüp ölüp dirilmiştim her gece...
Görmediğim gözlerine ne çok dalıp gitmiştim,
Korkunca ruhuna sarılıp,
Bilmediğim kokunu içime çekerken
Gelmeyeceğini bile bile ne çok beklemiştim seni....
Yılları saatler ile mi değiştirdiler?
Niçin reva görüldü bu kasvet canıma?
Bir kere yaşarken uğrasan ya dünyama
Hasretler birikti göğsümde,
Bilsen nasıl dağlar durur sinemi,
Görsen keyfi yok saçlarımın
Ayaklarım da kesti üşümeyi,
Mahşere saklayıp içimdeki zehri
Akıtacağım dudaklarının harelerinden
Zerre zerre hissedeceğim...
Bin aff dilese yıldızlar,
Sönmeyecek içimdeki kor,
Ölmeyecek gözlerin,
Durmayacak dilin,
Bu yaşlar seni hakikatte bulacak,
Sızısı dinmez parmaklarımın canı teninde bir iz olup kalacak,,,
...
Arzu ALPDEĞER