Выберите регион
и язык интерфейса
Покажем актуальные для региона
Telegram-каналы и возможности
Регион
avatar

Meclis-i Kur’an

meclisikuran
Youtube.com/Meclisikuran Twitter.com/Meclisikuran
Подписчики
2 360
24 часа
10
30 дней
-10
Необычное падение (24 часа)
Просмотры
1 130
ER
5,55%
Посты (30д)
29
Символов в посте
1 699
Инсайты от анализа ИИ по постам канала
Категория канала
Религия и духовность
Пол аудитории
Женский
Возраст аудитории
25-34
Финансовый статус аудитории
Средний
Профессии аудитории
Образование
Краткое описание
February 18, 10:02

https://youtu.be/Ur2KVnmbE2A?si=-i4cucR6J4EHFxzf

February 18, 10:02

https://youtu.be/KEelCyJVNTk?si=UO2wmt9LNA1e4l1k

February 17, 20:09
Файлы недоступны
1
Открыть в Telegram

Hesap Meselesi ve Metali İhtilafı
Müneccim hesabı, yani bugünkü astronomi, ne kadar dakik kaidelere dayanırsa dayansın, ekser alimler nezdinde orucun farz olması için yeterli görülmemiştir. Çünkü Şari olan Allah, ibadeti herkesin anlayabileceği sabit bir alamete, yani rüyete bağlamıştır.
Müneccimlerin kendi aralarındaki ihtilafları da bu hesabın her zaman tam bir itimat vermediğinin delilidir. Şafiiler gibi bazı alimler, hesap üzerinde tam bir ittifak varsa buna itibar edilebileceğini söyleseler de, bu yine de halkı değil ancak o kararı verecek olan mercileri alakadar eden bir husustur.
Aynı şekilde, ayın farklı yerlerde farklı zamanlarda doğması demek olan "ihtilaf-ı metali" meselesi de idari bir mevzudur.
Bir memleketin hilali görmesinin diğerlerini bağlayıp bağlamayacağı hususunda alimler farklı yollar göstermiş olsa da, nihai karar yine o memleketin hakiminin hükmüne bakar.
❗️
Müslüman nerede bulunuyorsa, oranın takvimine ve ilanına uymakla mükelleftir.
Hatta hac mevsiminde Arafat vakfesi gibi meselelerde, o beldenin idaresi neye hükmetmişse ona tabi olunur;
"benim hesabım böyle, benim memleketim böyle"
diyerek tefrikaya düşülmez.
Bireysel Müşahede ve Fitneden Sakınma
Şayet bir kimse hilali bizzat görse fakat şahitliği adalet şartı gibi sebeplerle kabul edilmese, bu kişi Ramazan’ın başında kendi başına ve gizlice orucunu tutabilir; bu bir ihtiyattır.
❗️
Ancak bunu bir iddia haline getirip etrafa yayamaz ve cemaatin huzurunu bozamaz.
Bayramda ise durum daha kesindir; kişi hilali görse bile cemaatle beraber oruca devam eder, tek başına bayram ilan edemez.
Netice itibarıyla, hilalin görülmesi bir takvim yarışı değil, bir teslimiyet imtihanıdır. Müslüman, bulunduğu memleketin cemaatine uymalı ve ibadetin ruhunu fitneyle lekelememelidir.
🔸
Bu metin Meclisi Kuran YouTube kanalında yayımlanan Fıkıh Dersleri, Ramazanın Sübutu isimli dersten derlenip özetlenmiştir.
🎥
Dersin Video Kaydı:
https://m.youtube.com/watch?v=IL-P5H8zWhM

February 17, 20:09

Bu gece Ramazan-ı Şerîfin ilk gecesi mi? Yarın oruç tutulur mu?
Son derece güncel bu meseleye şeriat ne diyor?
Hilalin Şehadeti ve Ramazan’ın Sübutu
Meselesi
Kainatın azametli nizamında, ibadetler için muteber olan vakitler kameri takvime göre tayin edilmiştir. Bu semavi saat, yani kamer, Allah Teala tarafından fıtraten bir takvimcilik vazifesiyle halk edilmiş olup zamanı bildiren ilahi bir alamettir.
هُوَ الَّذِي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَاءً وَالْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّنِينَ وَالْحِسَابَ
O, güneşi bir ışık, ayı bir nur kılan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir.
Semavat ve arz yaratıldığından beri Allah katında ayların sayısı on iki olarak takdir edilmiştir ve bu ayların esası, içinde haram ayları da barındıran kameri takvimdir.
إِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللَّهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فِي كِتَابِ اللَّهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ
Şüphesiz Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah’ın kitabında on ikidir.
Cenab-ı Hak, güneşin hareketlerini gün içindeki namaz vakitlerine alamet kılmışken; hac ve oruç gibi sene içindeki mühim ibadetleri ayın hareketlerine bina etmiştir. Şeriatın bu takvimi esas seçmesindeki hikmet, ekser muhatabı olan avam tabakasını karışık hesap mecburiyetinde bırakmamak, her ferdin kendi gözüyle görüp teslim olabileceği fıtri bir yol sunmaktır.
Ramazan’ın Sübutunda İki İlahi Yol
Ramazan ayının girdiğinin sabit olması, yani sübutu, iki şekilde tecelli eder. Birinci yol, hilalin bizzat müşahede edilmesidir. Şayet semada bulut, duman veya toz gibi rüyete mani bir engel yoksa, hilalin görülmesiyle oruca başlanır. İkinci yol ise, şayet semada bir mani varsa ve hilal seçilemiyorsa, Şaban ayını otuz güne ikmal etmektir.
Bu usulün hikmeti, Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam’ın
"
-Hilali görünce oruç tutun, hilali görünce bayram edin. Eğer hava bulutlu olursa Şaban’ın adedini otuza tamamlayın"
emr-i şerifine dayanır.
Burada kul için çok mühim bir sır gizlidir: Bizler gaybı bilmekle mükellef değiliz; din-i İslam kolaylıktır. Şayet bulut sebebiyle hilali göremez ve Şaban’ı otuza tamamlarsak, o gün aslında Ramazan’ın ilk günü olsa dahi Allah katında biz mesul olmayız. Zira bir amelin güzelliği zatında değil, Allah’ın emir ve nehyine bakmaktadır; O
"tamamlayın"
dediği için o günün Şaban sayılması güzeldir.
Bu meselede mantıki kaide şudur:
"Aslolan bekadır."
Biz Şaban ayında olduğumuzu yakinen biliyoruz; Ramazan’ın girdiğine dair bir şüphe, bu yakine zarar vermez ve kesin bilgi olan Şaban hali devam ettirilir.
Allah Resulü’nün vahye dayanan sözü, semadaki aydan daha mühimdir; O hala Şaban diyorsa, bizim için o gün Şaban’dır.
Şeair-i İslamiye Olarak Cemaat ve Vahdet
Ramazan orucu ferdi bir ibadet değil,
şeair-i İslamiyenin
en mühimlerinden olan ve beraberce eda edilen bir taattir. Bu sebeple hilali görmekten murat, her bir ferdin tek tek gözüyle görmesi değil, vaktin ilimle bilinmesidir. Nasıl ki Kur’an’da hırsızın elinin kesilmesi emri ümmetin şahs-ı manevisine hitaben gelmişse ve bu vazifeyi ümmet adına yetkili merciler deruhte ediyorsa, Ramazan’ın tespiti de öyledir.
Sahabe zamanında Hazreti Ömer efendimiz yanına on-on beş kişi alır, hilali gözetler ve bir sübut bulduğunda ilan ederdi; kimse kendi başına ayrı bir baş çekmezdi.
Bu noktada hakimin hükmü, mezhep ihtilaflarını tamamen ortadan kaldırır. Şayet bir memleketin yetkilileri veya dini mercileri, kendi içtihatlarına göre bir sübut bulup ilan etmişlerse, artık o beldedeki tüm Müslümanların buna uyması vacip olur. Hatta kişinin kendi mezhebi farklı olsa veya bizzat gözüyle hilali görse dahi, cemaatten ayrılamaz ve fitneye sebebiyet veremez.
Özellikle bayram hususunda ittifak vardır; bir kimse hilali görse ama memlekette bayram ilan edilmese, tek başına orucunu bozup bayram yapamaz.
-
Fitne uykudadır, onu uyandırana lanet edilmiştir;
bu yüzden ibadetin ruhu olan birlik bozulmamalıdır.

February 17, 20:09
Файлы недоступны
1
1
Открыть в Telegram

February 17, 18:16

Hz. İsa’nın sofrayı bir
"bayram"
olarak istemesi, onun ruhunun safiyetini ve nimetin hakikatine olan vukufiyetini gösterir.
Havariler:
"İstiyoruz ki ondan yiyelim,"
diyerek evvela maddi faydayı zikretmişlerdi. Hz. İsa Aleyhisselam ise maddi rızık talebini en sona bırakarak, evvela o sofranın bir
"bayram"
ve
"Allah’tan bir ayet"
olmasını niyaz etti.
Nimetin hakikati, sadece dildeki lezzet değildir. Maddi bir taamdan dolayı sevinmek hayvani bir duygudur; şükrün özü ise o nimette "in’amı" yani bir Zat-ı Zülcelal’in kast-ı mahsus ile yaptığı ikramı ve ihsan fiilini görmektir. Nimetin arkasındaki Mün’im-i Hakiki’yi (nimeti vereni) gören kimse, nimetin elden çıkmasından gelen elemden kurtulur; bilir ki nimeti veren bakidir ve ihsanı her an teceddüt etmektedir. İşte bu şuurla coşmak ve ferahlanmak, "tahdis-i nimet"tir ve sevinçlerin en güzelidir.
Netice olarak diyebiliriz ki,
Tevhid nazarıyla bakıldığında, önümüze gelen her sofra aslında semadan inen bir
"mâide"
hükmündedir; çünkü rızık doğrudan doğruya Rahman’ın kudretinden gelir, sebepler sadece birer perdedir.
Mümin, her bir rızık tanesini bir mucize (ayet) olarak görüp şükretmeli; ancak bu şükrü ve sevinci yaşarken
ümmetin vahdetinden, cemaatin hukukundan ve İslam’ın izzetli çizgisinden
asla ayrılmamalıdır.
Bayram, Müslümanların aynı hilalin altında aynı sürurla birleştiği mukaddes bir zamandır.
Rabbimiz bizleri her nimette Kendisini gören, ümmetle beraber bayram eden ve şükürle "ahsen-i takvim" mertebesine yükselen halis kullarından eylesin.

February 17, 18:16

Vahdetin Şiarı Bayram: Hilal Sırrı ve Semavi Sofranın Hakikati
Cenab-ı Hak, Maide suresinin nihayetinde Hz. İsa Aleyhisselam’ın şerefini ve ona lütfettiği mucizeleri beyan buyururken, havarilerin
-
"Rabbin bize semadan bir sofra (mâide) indirebilir mi?"
sualine yer verir. Bu talep üzerine Hz. İsa, ubudiyetin ve iftikarın (muhtaçlığın) en yüksek makamından Rabbine iltica ederek:
-
"Allahümme Rabbena! Bize semadan bir sofra indir ki; bizim için, evvelimiz ve ahirimiz için bir
bayram
(ıyd) ve Senden bir ayet olsun,"
diye dua etmiştir.
رَبَّنَا أَنْزِلْ عَلَيْنَا مَائِدَةً مِنَ السَّمَاءِ تَكُونُ لَنَا عِيدًا لِأَوَّلِنَا وَآخِرِنَا وَآيَةً مِنْكَ وَارْزُقْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّازِقِينَ
Bu münacat, sadece bir rızık talebi değil;
bayramın mahiyetini,
ümmetin vahdet sırrını ve hilal meselesindeki fıkhi incelikleri içinde barındıran ulvi bir derstir.
Bayramın Mahiyeti ve Avdet Sırrı
Lügat noktasından "ıyd" yani bayram, "avd" kökünden müştaktır; her sene neşeyle dönüp gelmesi ve bu sürurun tekrar tekrar yaşanması temenni edildiğinden bu isimle anılmıştır. Bayramlar, bir milleti millet yapan, fertleri aynı sevinçte cem eden en kuvvetli bağdır. O mukaddes günde kalben sevinen ve o neşeyi paylaşan kimse, o ümmettendir. İslamiyet’in kendine mahsus iki büyük bayramı vardır:
Iyd-ül Fıtır
ve
Iyd-ül Adha
.
Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine’ye teşrif ettiklerinde, cahiliye bakiyesi olan Nevruz ve Mehrecan gibi güneş ve yıldız putperestliğine dayanan günlerin kutlandığını görmüş ve:
-
"Allahu Teala size onlardan daha hayırlı iki bayram verdi,"
buyurarak bu müşrik adetlerini ilga etmiştir.
Bu noktada mühim bir ikaz vardır: Gavurun bayramını tebrik etmek veya o günleri kendine bayram ittihaz etmek, fukaha tarafından
küfür
sayılmıştır. Çünkü küfür kalbi bir sıfattır ve müşriklerin mukaddes saydığı günlere iştirak etmek, o
KÜFÜR SIFATIYLA KALBİ BİR İRTİBAT kurmak demektir.
İmam Rabbani Hazretleri’nin naklettiği üzere, çok takva sahibi bir zatın vefat anında imanıyla alakalı büyük bir tehlike yaşamasının sebebi, o beldedeki müşriklerin bayramlarına iştirak etmesidir.
Şamanlıktan veya mecusilikten gelen hiçbir adet, ister Türk’ün ister Kürt’ün olsun, Müslüman’ın bayramı olamaz; bunları
"gelenek"
adı altında kutlamak veya minberlere taşımak ağır bir yanlış ve nankörlüktür.
Vahdetin Nişanı: Hilal ve Cemaatle Bayram Etme Sırrı
Bayramın en büyük sırrı, Müslümanların
"TEK BİR YÜREK"
olarak aynı anda hareket etmesidir. Efendimiz buyurur ki:
-
"Oruç, hepinizin beraberce oruç tuttuğu gündür; fıtır (bayram), hepinizin beraberce iftar ettiği gündür; kurban da hepinizin beraberce kurban kestiği gündür."
Bu beyan-ı Nebevi gösteriyor ki; bayram, şahsi bir kanaat veya fertlerin tek başına hilal görmesiyle tayin edilen bir mesele değildir. Bayram, şeair-i İslamiye’dendir ve topluca ifa edilir.
Bir beldede idareciler veya o toplumun başındakiler hilali takip edip bayram ilan ettiklerinde, bir mümin kendi gözüyle hilali görse dahi şahsi hareket edemez.
"Ben gördüm, bugün bayramdır"
diyerek cemaatten ayrılıp ayrı bir namaz kılmaya kalkmak fitnedir ve İslam’ın vahdet ruhuna aykırıdır.
Hz. Ömer Efendimiz, yanına birkaç kişi alıp hilali takip eder, eğer görülürse ilan eder, görülmezse ayı otuza tamamlardı. Müslüman’a düşen, fitneye sebebiyet vermeden bulunduğu beldedeki topluluğa uymaktır; eğer ilanda bir hata varsa bunun hesabı idarecilere aittir.
Fıkhi Bir Mecburiyet: Hac ve Arafat Misali
Bu vahdet sırrının en kat'i ve vazgeçilmez misali hac ibadetinde tezahür eder. Bir hacı, kendi memleketindeki takvime göre Arefe gününü farklı hesaplasa bile, Mekke’de bütün hacılar ne zaman Arafat’a çıkıyorsa onlarla beraber hareket etmek zorundadır.
-
"Benim hesabıma göre Arefe yarındır"
diyerek tek başına bekleyen bir adamın
HACCI SAHİH OLMAZ
; çünkü o gün orada ümmetin çoğunluğu ve İMAMI (idarecisi) NEYE KARAR VERDİYSE şer’i hüküm odur.
Şeriat, hayatı keşmekeşliğe ve ızdıraba boğan bir yol değil; Müslümanları aynı safta buluşturan bir kolaylık dinidir.
Havarilerin Arzusu ile Hz. İsa’nın Duasındaki Fark

February 17, 18:16

https://www.youtube.com/live/LjzwonLvupU?si=5Da2fLzH9nArOPAM Maide Suresi 114. Ayetin Tefsiri - Canlı Yayın قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ اللّٰهُمَّ رَبَّنَٓا اَنْزِلْ عَلَيْنَا مَٓائِدَةً مِنَ السَّمَٓاءِ تَكُونُ لَنَا ع۪يدًا لِاَوَّلِنَا وَاٰخِرِنَا وَاٰيَةً…

February 17, 18:15
Файлы недоступны
1
1
Открыть в Telegram

February 17, 09:14
Файлы недоступны
1
Открыть в Telegram

Ayrıca bidayette sahur nimeti de yoktu; iftardan sonra uyunursa artık yeme içme kesilirdi. Cenab-ı Hak, bu ümmete olan merhametinin bir nişanı olarak sahuru bir sadaka ve ikram olarak bahşetmiş, fecre kadar yeme içmeyi ve eşler arasındaki münasebeti helal kılmıştır.
"Eyyâmen Ma'dûdât" ve İlahi Mizan
Ayet-i kerimede orucun
أَيَّامًا مَعْدُودَاتٍ
Sayılı günler olarak…
takdir edilmesi, ilahi rahmetin latif bir tecellisidir. Burada iki mühim sır vardır:
Evvela
, bu ibadetin az olduğunu ve çabucak geçip gideceğini bildirerek müminlere kolaylık olduğunu hissettirir.
İkincisi
, bu sayıdaki dozajın mühim olduğuna işaret eder.
❗️
Nasıl ki bir ilacın şifa vermesi için belli bir dozda ve sürede kullanılması lazımsa, orucun da manevi bir deva olması için Allah’ın tayin ettiği o sayılı günlere tam riayet edilmesi iktiza eder.
Bu sebeple, "Ramazan’ı karşılayayım" diyerek önceden veya şüphe günlerinde oruç tutmak, bu ilahi sınıra muvafık görülmemiş ve yasaklanmıştır.
Netice-i Kelam
Orucun farziyeti, sadece bir aç kalma imtihanı değil, insanı kemalatın en yüksek mertebesi olan
takvaya
ulaştırma ameliyesidir. Rabbimiz, bu emriyle bizleri nefsimizin esaretinden kurtarıp, sadece O’nun emriyle hareket eden hakiki birer
abd
haline getirmeyi murad etmektedir.
Tarihi silsile içindeki bu tekâmül ve gösterilen kolaylıklar, Allah’ın kulları için daima
yüsrü
murad ettiğinin, zorluğu ise murad etmediğinin en açık bürhanlarıdır.





🔗
YouTube Meclisi Kuran kanalında yayınlanan Bakara Sûresi’nin 183–185. âyetlerine dair tefsir derslerinden derlenmiştir.
🎥
Dersin Video Kaydı:
Bakara Suresi 183-185. Ayetin Tefsiri 1. Ders
(Orucun Hikmetleri ve Ramazan Orucu)
https://m.youtube.com/watch?v=okbOr_4G5Fg





Bakara Suresi 183-185. Ayetin Tefsiri (2. Ders)
https://m.youtube.com/watch?v=JcVmk7qE14E